Yeşim Türköz – Büyü Dükkanı🔮

Genel

Uzunca bir ara verdiğimiz kitap yorumu serimize devam ediyoruz!

Öncelikle bu Psikodrama öykülerinden oluşan bir kitap. Ama sakın ha gözünüz korkmasın! Aman kafam karışmasın, ay dili çok ağır olmasın diye düşündüğünüzü tahmin edebiliyoruz. Bu sebeple bizi bu kitabı okumaya iten ve biryudumkitap.com aracılığı ile ulaştığımız kitap içerisinden bir pasajı sizlerle paylaşmak istiyoruz:

Yaşlı adam, müşterisinin, zihnindeki karanlık bir çıkmaza doğru sürüklendiğini görüyordu. Onu kıvrandıran bu ıstırabı hafifletmek ve yolunu aydınlatacak bir ışık yakmak istedi:
– Sizi bir şeylerden koruduğu için olabilir mi?
– Beni mi? Bir şeylerden mi koruyor? Nasıl yani? Korkum beni neye karşı koruyor olabilir ki?
– Belki de sizi zararlardan koruyordur.
Müşteri, bu sözleri duyduktan sonra, gözlerini duvardaki saate dikti ve bir süre öylece durdu. Sonra koltuğuna oturarak kendisini bıraktı, arkasına yaslandı ve bacak bacak üstüne atarak birkaç saniye düşündü. İç dünyasında kendi kendisiyle girdiği mücadelede, işin içinden bir türlü çıkamamış, kaybetme korkusundan tam olarak neden vazgeçemediğini anlayamamıştı. Yaşlı adam, “Yalnızca kaybetme korkunuzu burada bırakabileceksiniz, kaybetmenin acısını değil” demişti. Sonra da eklemişti: “Korku ile acı bambaşka duygulardır”. Deminden beri kafasının içinde çınlayan bu sözler, korkusunu Büyü Dükkânı’na bırakmasına engel oluyordu. Ama yine de onu çok etkileyen bu sözlerin, kendi yaşamındaki anlamım tam olarak kavrayamıyordu. Sözcüklerin ötesinde bir gerçek olmalıydı onu durduran. İşte satıcının son söyledikleri düğümü çözüyordu. Şimdi her şey yerli yerine oturmaya başlamıştı.
– Evet, galiba doğru söylüyorsunuz. Korkum beni zararlardan koruyor. Aslında ben acıya karşı çok dayanıksızım. Düşünüyorum da, bugüne kadar acılardan hep uzak durmaya çalıştım. Acı ile yüz yüze kalmaya tahammül edemiyorum. Acı çekmeye başladığımda, ya birilerine, ya bir şeylere sığınarak unutmaya çalışıyorum. Belki de bu yüzden, kaybetmeyi göze alamıyorum. Siz, kaybetme korkumu kaybetmenin acısıyla baş başa kalabileceğimi söyleyince o kadar paniğe kapılmışım ki, kafam karmakarışık oldu.
– Korkmayı acı yaşamaya, dolayısıyla da cesarete tercih ettiniz.
– Evet doğru. Cesaret, hayatıma çok fazla risk getirecek.
Sık sık ikilem yaşayacağım. Sık sık kaybedip, sık sık acı çekeceğim. Bunun altından kalkamam. Bu kadar güçlü değilim Ama şu anki ikilemimden kurtulmak için de biraz cesarete ihtiyacım var. Bu ikilem benim için bir işkenceye dönüştü.
-Sanırım bu ikilemi yaratırken kullandığınız cesaret, ikilemden çıkmanız içinde size yardımcı olur. Gittiğiniz her diyarda güdülecek bir deve vardır. Hangi diyardaki deveyi güdeceğinize siz karar vereceksiniz. Yalnız bunu yaparken devenin özelliklerine ve kendi gücünüzün sınırlarına bakmayı unutmayın.
– Yani ille de bir bedel ödemek zorundayım, öyle mi? Şu ana kadar bunu yapmaktan kaçtığım için mi bu ikilemden kurtulamadım? Ama bazı insanlar, ikilem içinde yıllarca yaşayabiliyorlar. Onların hiçbir bedel ödememesi haksızlık değil mi?
– İkilem, içinde yaşamanın da bir bedeli vardır. Bunu ödemeye razıysanız, böyle de yaşayabilirsiniz. Ama siz, bu bedeli ödemekten yorulduğunuz için buraya kadar gelmediniz mi?
– Evet. Doğrusu böyle yaşamak da hiç kolay değil. Pekala size bir şey daha soracağım: Eğer korkumun beni risklerden uzak tutması gerekiyorsa, ben neden böyle bir duruma düştüm? Hani korkum beni zararlardan koruyordu?
– Şöyle düşünün: Otomobil kullanıyorsunuz ve gaza bastıkça hızınız artıyor. Hızdan hem zevk alıyor, hem de biraz ürküyorsunuz. Aldığınız zevk, korkunuzdan baskın olduğu müddetçe gaza basmaya devam edersiniz. Ama diyelim ki yolunuzun üzerinde bir tehlike belirdi. O zaman, korkunuz ön plana çıkar ve gazdan ayağınızı çekersiniz. Sizin sorunuza gelince; tehlikeyi baştan hayal edebilirseniz, korkunuza daha erken kulak verir ve ona göre davranırsınız Tehlikenin karşınıza çıkmasını beklerseniz, o zaman da korkunuz, ayağınızı gazdan çekmenize yarar. Ama hiç korkunuz yoksa, ayağınızı gazdan çekme şansınız da yoktur.
Bunlar, yaşlı adam ve genç müşterisi arasındaki pazarlığın son sözleriydi. Bu sözlerden sonra, sessizce ayağa kalkan ve dükkân sahibinin elini sıkan genç adam, arkasını dönüp kapıya yaklaşırken, cebinden küçük bir kağıt parçası çıkarıp, sehpanın üzerine bıraktı ve arkasına bakmadan Büyü Dükkânı’ndan çıktı. Her zaman olduğu gibi, gözden kaybolana dek müşterisinin ardından bakan yaşlı adamın zihni, bu kez delikanlının adımlarına ayak uydurmakta güçlük çekmedi. Bunun nedenini ise anlayamadı. Ya onun zihni hızlanmış, ya da genç adamın adımları yavaşlamıştı. Müşterisini gözden kaybettikten sonra, sehpanın üzerindeki kağıdı okuyup, el yazması kitabının arasına koydu ve yeniden müzik köşesine gitti. Kağıtta şunlar yazıyordu:
“Bir insanın akıllı davranması için üç yol vardır: Birincisi, iyi düşünmektir. Bu en soylusudur. İkincisi, taklit etmektir. Bu en kolayıdır. Üçüncüsü, denemiş olmaktır. Bu en acısıdır.”
Konfüçyüs

Kitaptaki öykülerin tamamı bahsi geçen Yaşlı Adam -satıcı- ve ona pazarlık için gelen müşterileri arasında geçiyor. Herkes Büyü Dükkanı’ndan istediği şeyleri almaya geliyor, fakat bu dükkanda para,mal gibi şeyler değil takas sistemi geçerli. Yani müşteriler istedikleri şeyleri alabilmek için bir şeylerden vazgeçmek durumundalar. Gelen herkes istediği şeyi alamayabiliyor; ama satıcının asıl amacı kişilerin istedikleri şeyden çok, alabilecekleri en iyi şeyle dükkandan ayrılmaları.

Yaşlı Adam ve müşterileri arasında geçen pazarlıklar, hayata dair önemli sorgulamalar içeriyor.

Yeşim Türköz, kitabını okurken şu soruya hazırlıklı olmanızı tavsiye ediyor;

Hayatta en çok istediğiniz şey, hayattan alabileceğiniz en iyi şey midir?

Yayınevi: Epsilon Yayınevi

Fiyat: 11₺

Franz Kafka- Dönüşüm🕷

Genel

Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.

Diye başlayan 1986 tarihli Dönüşüm adlı kitap yaklaşık 68 sayfalık bir öykü.

Gregor Samsa’nın kendini bir böceğe dönüşmüş halde uyandığı günden başlayarak, gelecek kaygısını, ailesiyle birlikte yaşadıklarını anlatan bu öykü hakkında bir çok yazarın, yorumcunun yaptığı yorumlar da kitabın sonunda bulunuyor.

Bana sorarsanız kitabın akışı gayet iyi, okuması rahattı. Yaklaşık 2 yıldır elimde bulunan bu kitabı şu an okumuş olmamın da bir sebebi var elbette.

Kafka’nın böceğe dönüşen bir adamın hikayesini neden anlatmış olabileceği konusunda pek fikir sahibi değildim başta. Sonrasında yaptığım araştırmalar, belki de okulda aldığım Sosyoloji dersinin de etkisiyle, bu yaklaşım bana çok daha mantıklı gelmeye başladı.

Zaten kitabın arkasında Kafka’nın bu eserini şöyle tanımlıyor;

Herkes, beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor. Şimdi hayvanlarla ilgili bunca şey yazılmasının nedeni de bu. Özgür ve doğal bir yaşama duyulan özlemin ifadesi.Oysa insanlar için doğal yaşam, insanca yaşamdır. Ama bunu anlamıyorlar. Anlamak istemiyorlar. İnsan gibi yaşamak çok güç, o nedenle hiç olmazsa kurgusal düzeyde bundan kurtulma isteği var… Hayvana geri dönülüyor. Böylesi, insanca yaşamaktan çok daha kolay.

Ayrıca kitabın çevirisini yapan Ahmet Cemal kitabı şu şekilde tanımlıyor;

Dönüşüm, hiyerarşi ve otorite düşüncesiyle temellenen, bu amaçla sözü edilen düşünceyi önce aile kurumu içerisinde odaklaştıran toplum içerisindeki bireyin tragedyasıdır.Gregor Samsa, “dönüştüğü” güne değin çeşitli kölelikler içerisinde yaşamış olan bir toplum tekidir; işyerinde köledir; aile çevresinde köledir ve zincirleri içerisinde uslu oturduğu sürece de benimsenip sevilir.

Yani aslında bu öyküde kurgulanan “böcek” bir hayvan değil, kölelikten uzak, kendi hayatını yaşayan; asıl olması gereken “insan” tipidir.

Ben kitabı okurken büyük keyif aldım. Umarım siz de okur ve bir şeyler çıkarırsınız.

Mutlu günler!

 

Es-Es Günlüğü

Genel

Herkese iyi haftalar! Biraz-cık geç olsa da bayramdaki

Eskişehir kaçamağımızın yazısını hazırladık,

iyi bir hafta geçirmeniz adına keyifli okumalar dileriz!

Uzun uzun anlatma bana videolarla gel diyorsanız buyrun:https://youtu.be/ANwtRFW7KOk

ULAŞIM:

Ulaşım için Metro Turizm’i kullandık. Kişi başı bilet fiyatları 40tl ve yolculuk yaklaşık 5-6 saat sürüyor.

Biz gece yolculuğu yapmayı tercih edenlerden olduk, çünkü planımız şöyle ilerledi: Gece 01:00 otobüsüne bindik sabaha karşı Eskişehir’e varmış olursak gezmek için daha fazla vaktimiz kalsın istedik.

Şehir içi ulaşımdan bahsetmemiz gerekirse, Eskişehir’de ulaşım Esbilet isimli tek binimlik kartlarla ya da istanbulkart benzeri Eskart’larla sağlanıyor.

60 dakika içerisinde iki araçta aktarma yaparak kullanabiliyorsunuz. Esbiletlerin fiyatı 2.70tl öğrenci biletleri 2.55tl (diye hatırlıyorum). Bizim biraz acemiliğimize geldi son gün öğrendik ki 10tlye Eskart aldığınızda içerisinde 6tllik kullanım hakkınız da oluyormuş🤓.

Neyse ücret işi bir tarafa Eskişehir’in çok geniş bir tramvay ağı mevcut🙋🏻.AMAAAAA bana göre şöyle bir sorun var ki gelen tramvayın hangi yöne gittiğini karıştırma ihtimaliniz çok fazla🙄. Mesela Otogar yönüne gitmek istiyorsunuz ve gelen tramvayın üzerinde OTOGAR-SSK yazıyor, ama geldiği yön otogar mı ssk mı nereye gidiyor otogara mı sskya mı onu karıştırabilirsiniz 🤔bu yüzden -bizim gibi- mutlaka birilerine sorun hahaha😂 Ben yine sizin için tramvay haritasını şöyle ekliyorum:

KONAKLAMA:

Booking.com üzerinden iki hafta önce yaptığımız rezervasyonla konaklamak için Velibey Otel’i tercih ettik. Burası bir aile oteli aslında, sıcak karşılamaları, geniş ve ferah odaları, lezzetli kahvaltısıyla fiyat-kalite oranı oldukça yerinde. Konum olarak da yürüyerek Porsuk Çayı’na 15 dakikada ulaşabileceğiniz bir yerde. Tramvayla ulaşmak için Atatürk Lisesi durağında inip yürümeniz yeterli.Haritadaki yerini de hooop şöyle ekliyorum:

EN GÜZEL KISIM GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER 

1.KENTPARK

Kentpark gibi bir yer İstanbul’da olsa, bu kadar boş olur muydu acaba diye merak etmeden edemedik biz görünce

Hem girişi ücretsiz hem de o kadar huzur dolu, tertemiz bir yer ki anlatamayıp fotoğraflarla göstermek istiyorum.

Aynı zamanda içerisinde bir de yapay plaj bulunmakta ve giriş ücreti 5tl gibi bir şeydi sanırım.Ve inanır mısınız?😱 KİMSE YOKTU

Kentpark konum olarak Otogar’ın tam karşısında yer alıyor.Bu yüzden ulaşım için tramvayı kullanabilir ya da Otogar’da inince yürüyerek hemencecik kendinizi yeşilliklere bırakabilirsiniz.👯

2.PORSUK ÇAYI CİVARI

🙊Vallahi de billahi de kokmuyor! Gitmeden önce “ayyy orası da İstanbul’daki dereler gibi pis kokuyor mudur acaba?” dedik, gittik, gördük. Kokmuyor.Hatta Türk işi Venedik olmuş yahu burası😍

Migrosun önünden binebileceğiniz Gondol Turu’nunda fiyatı 5tl ve çayın makul bir kısmını gezme imkanınız oluyor.Daha sonrasında inip güzel köprülerde fotoğraf çekebilir, çayın yanındaki güzel ağaçlı yoldan yürüyebilirsiniz🎉Aynı zamanda yolun kenarında müthiş kahvaltıcılar var, mutlaka deneyin! Serpme kahvaltının fiyatı oldukça uygun çünkü, biz Dante Cafe‘de ettiğimiz kahvaltıya iki kişi 22tl ödedik,ÇILDIRIRSINIZ.🌞

Kahve içmek içinse İstanbul’daki favorimizden vazgeçmedik, soluğu Rumeli Kahve&Çikolata’da aldık. Mini Cheesecake’lerini denedik bayıldıık, kahvemizi de içtik ve yolumuza devam ettik. (Mini .Cheesecake tabağı 13,5tl, filtre kahve 10tl)

3.SAZOVA PARKI

Sazova Parkı da tıpkı Kentpark gibi oldukça geniş bir arazi içerisine kurulu ama bir farkla, İÇİNDE SÜPER ŞEYLER VAR🤓

Bu süper şeylerden bazıları, park içerisini gezen -tamamen ücretsiz- tren, masal şatosu, korsan gemisi,bilim merkezi,su altı dünyası ve daha neler neler! Gezebildiğimiz kadarını fotoğrafladık efendim buyrunuz:

Aynı zamanda Sazova Parkı’nın çıkışındaki hediyelik eşya satan yerlere de bayıldık, defterlerden birini hemen kaptık🙋🏻

4.TARİHİ ODUNPAZARI EVLERİ

Bu evler o kadar güzel korunmuş ve o kadar tatlı gözüküyor ki! Otelimize çok yakın olmasına rağmen maalesef ilk gün iki büyük park gezdiğimiz için ikinci günün sabahında kuzeye baktık ve evleri görmeye gittik, gitmişken de kahvemizi Hatr-ı Kahve isimli bu minnoş evde içtik. (Türk kahvesi 6tl)

Eskişehir’deki bir buçuk günlük serüvenimiz böyleydi. Okuduğunuz için hepinize teşekkür ederiz! Mutlu günler!

 

DUDAK KALEMLERI DOSYAM👄

Bakım&Makyaj

Yeniden merhaba hanımlarr💃🏻 Bitmek bilmeyen ve zorluklarla dolu okul dönemi sonrasında sonunda yazmaya fırsat bulabildiğim için çok mutluyum🤗 Bugünün konusu Emily Dudak Kalemlerim yazısından sonra satın aldığım ve farklı markalardan oluşan dudak kalemlerim ve kalem rujlarım olacak.Hemen konuya girelim isterseniz🌸

•GOLDEN ROSE MATTE LIPSTICK CRAYON /01/

Golden Rose’un çıkarttığı jumbo dudak kalemleri, bugüne kadar kullandığım uygun fiyatlı en iyi dudak ürünlerinden biri diyebilirim.Mat bitişli, dudakta kuruma yapmayan ve uzun süre kalıcı crayonlardan aldığım ilk renk altta gördüğünüz 01 numaraydı.Kışın bordo renkleri kullanmayı çok seven biri olarak, pratik sürümlü hafif kahve alt tonlu bir bordo ruj ararken kendisini buldum.Çabuk kuruyan dudaklara sahip biri olmama rağmen bu ürünü kullanırken çizgilere dolma yaşamadım.Ayrıca ürünün paraben içermemesi başka bir artı yönü💕


Fiyatı:14.25TL

Nereden alabilirim: http://www.goldenrosestore.com.tr ya da Golden Rose mağaza ve standlarda bulabilirsiniz🌸

•GOLDEN ROSE MATTE LIPSTICK CRAYON /10/


İçinde çok hafif kahvelik içeren gül kurusu renge sahip bu ruju günlük olarak rahatlıkla kullanabilirsiniz🌞


•GOLDEN ROSE MATTE LIPSTICK CRAYON /21/


Seride en son aldığım ve sürdüğümde genelde sorulan bu renk “Dudakta belli olan ama doğal bir bitişe sahip bir ruj istiyorum” diyen tüm hanımlar için üretilmiş mükemmel bir renk bence.Kiremit tonlu bu ruj günlük olarak hem şık hem de abartısız bir görünüm sağlıyor.İnce dudaklı olup bu tonları yakıştıramayanlar için bu rujun bir istisna olacağını söyleyebilirim.


•ESSENCE LIPLINER /05 SOFT BERRY/


Essence dudak kalemlerin ününü biliyorsunuzdur.Kadifemsi sürümü ve kalıcılığıyla çoğu bloggerın tavsiye ettiği bir üründür kendisi.İçinde kahve tonlu morluk bulunan bu renk dudakları dolgun göstermesiyle ünlü.Belki biraz Mac-Whirl adlı Kylie Jenner’ın favori dudak kalemine alternatif olarak gösterilebilir.


Fiyatı:3.75TL

Nereden alabilirim:Gratis, Rossmann ve Eve Mağazaları

•ESSENCE LIPLINER /14 FEMME FATALE/


Elinizdeki kırmızı rujlar için mükemmel ateş kırmızısı rengiyle isterseniz tek başına bile kullanabilirsiniz. 👠


•ESSENCE LIPLINER /11 IN THE NUDE/

Çok zor bulunan bu kalemi aylarca aradım ve bulduğumda sadece 2 tane kalmıştı tabii ikisini de aldım ve farkettiyseniz yarıladığım tek ürün🙊 Eğer nude tonlarda bir şeyler bakıyorsanız aradığınız kalem kesinlikle budur! 


•MAC /ABSOLUTELY IT/


Uzun süre kalıcılık ve sürüm🌟 Pembe alttonlu rujların altına kullandığınızda rengi kahveleştiren, tek başına kullandığınızda içinde morumsu pembe yansımalara sahip mükemmel ve eşsiz bir kalem.Verdiğiniz paraya kesinlikle değen, aşırı pigmentli ve uzun bir ürün.Aldığınıza kesinlikle pişman olmayacaksınız💕

Fiyatı:45TL

Nereden alabilirim:MAC Mağazaları

•FLORMAR WATERPROOF LIPLINER /NO:205/


Suda çıkmayan kalem serilerinden soğuk tonlu bir bordo.Yine kışın favorim☕️


Fiyatı:5.90TL

Nereden alabilirim:Flormar Mağaza ve Standları ayrıca güzellik ve bakım mağazalarına da bakabilirsiniz.

•RIVAL DE LOOP AUTOMATIC LIPLINER /10 NATURAL/


Elimde olan tek asansörlü kalem bu sayede açma işlemleriyle uğraşmıyorsunuz ve sürümü çok kolay.Rossmann’da dolaşırken gözüm takıldı ve uzun zamandır içten içe koyu rujları sürerken taşan kısımları düzeltmek için bir şeyler bakıyordum ve kendisini buldum💕 Kırmızı veya bordo ruj sürdüğümde dudak kenarlarını çerçevelemek, bazen daha açık olmasını istediğim renkleri kırmak için kullanıyorum bu ürünü.Yapısı yağlı bu yüzden rahatça dudakta kayıyor.Eğer bu tarz bir ürün arıyorsanız, uygun fiyatlı ve çok işlevli hep elimin altında olan bir kalem.


(İpucu:Bu kalemi farlarınızın daha iyi tutunmasını istiyor ya da daha iyi pigmentasyon almak istiyorsanız göz kapağınıza sürüp, dağıtıp üzerine farınızı uygulayabilirsiniz farkı göreceksiniz🌟) 

Fiyatı:5TL civarı

Nereden alabilirim:Rossmann

Güzellikle kalın💋

•Hazal.

Üniversite Tercih Tavsiyeleri

Genel

 

Herkese merhaba! Eğer bu yazı ilginizi çekmiş ve okumaya başlamışsanız öncelikle tebrikler! Sonuç ne olursa olsun verdiğiniz emeğe, harcadığınız günlere gecelere sağlık.Sınav sonuçlarından çok daha önemli olan bir döneme girmiş bulunmaktayız, malum “okuduğunuz okul, seçtiğiniz bölüm hayatınızın gidişatını belirleyecek”derler ama siz sakın inanmayın. Çünkü üniversiteye gittiğinizde düşünceleriniz öyle hızlı değişecek ki bir bakmışsınız okul bitmiş, mühendis olmuşsunuz ama işletmecilik yapmaya başlamışsınız.

Gel gelelim bunlar sizin hayat yolunda nasıl bir patika izleyeceğinize bağlı şeyler, biz yakın geleceği konuşalım ve benim naçizane tavsiyelerime geçelim:

1.Seni Mutlu Eden Şeyleri Bul!

Neleri yapmaktan keyif alırsın? Bu soru seçeceğin bölümü netleştirmene yardımcı olur, seçtiğin bölüm mesleğin olacak, olmayadabilir tabii neyse 😛

2.Kesinlikle gitmeliyim orada yaşarım ya da kesinlikle bu okul dediğin bir yer var mı?

Bunu netleştir, çünkü min.5 yıl (hazırlık eğitimiyle beraber) bu şehirde ya da okulda olacaksın.Ailen senin için endişeleniyor olabilir ama hayat senin hayatın, onlara orada ne kadar başarılı ve en önemlisi mutlu olacağını gösterebilmen gerek.

3. Dersler Dersler Dersler

Üniversiteye gir, gerisi kolay diyenlere asla inanma! Seçmek istediğin bölümün herhangi bir üniversitenin bilgi sisteminden ders programına mutlaka bak, gerekirse ders içeriklerini oku. Bitiremeyeceğin bir bölümü sırf ailen istiyor ya da sen kör kütük aşıksın diye seçme, mantıklı ol.

4.Kritik Yap

Tercihlerini yaparken her biri için kendine şunu sor: “Eğer bu tercihime yerleşirsem, aşağıya yazdığım okullardan ve bölümlerden herhangi birine yerleşemediğim için kendimi mutsuz hisseder miyim?” en önemlisi bu!

Hepinizin hakkında hayırlısı, en mutlu edeni olsun! Bir sene daha hazırlanmak sizlere hiçbir şey kaybettirmez, aksine kazandırır, motivasyonunuzu arttırır. Bununla ilgili sorularınız varsa yorum bırakabilirsiniz. Sevgiyle!

Fırında Kabak Cipsi😋

Genel, Sağlıklı Yaşam, Tarifler

Herkese merhabalar!

Cidokii sayesinde sağlıklı beslenme işlerine bulaşan ben iftar sonrası atıştırmalık bişeyler olsa da yesem diyerek aramaya başlamıştım ki bu güzellikle karşılaştım. 😍Kabak cipsi hem yağsız hem de kıtır kıtır oluyor ve süzme yoğurtla birlikte yendiğinde sizi kendinizden geçirebilecek bir tat! İsterseniz hemen tarife geçelim:

❤️ 2-3 Adet Kabak

❤️ Yarım çay bardağı süt

❤️ 2 Yemek kaşığı galeta unu

❤️ 1 tatlı kaşığı tuz

❤️ 1 tatlı kaşığı karabiber

Yapılışı ise çok kolay! Kabakları ister mandolin adı verilen mutfak harikasıyla eğer evde mandolin yoksa ise benim gibi bir bıçakla ince ince yuvarlaklar halinde kesiyoruz. Bir kasede sütü, bir kasede ise galeta unu, tuz ve karabiberi karıştırıyoruz.Ben dereotunun kabaga çok yakıştırdığım icin süte biraz ekledim🙊


👯Hazırladığımız kabakları önce süte sonra galeta unu karışımına batırdıktan sonra yağlı kağıda dizip hooop fırına. 220 derece önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 20 dakika piştikten sonra iftara kadar saklayın soğusun, sonra da yoğurta batırıp tüketin!💕

Afiyet olsun!💃🏻

”Nereden Başlasam?” diyenlere 5 İpucu

Genel, Kişisel Gelişim

Sınavlar, finallerden derken çoğumuzun okulu bitti ve yapılan tatil planları yavaştan uygulamaya koyuldu. Tamam iyi güzel ama; peki tatil bittikten sonra üzerimize çöken rehavet ve uff okul mu başlasa acaba artık? hissini n’apıcaz?

Gelin bu yıl tatilden artan kalan dönemlerinizde kendinize yatırım yapın! Nasıl mı, bu sorunun cevabı o kadar kolay ki!

Go find yourself by melaniesawizard:

1.Önce kendinizi tanımaya ve anlamaya çalışın!

Yahu bu yaşıma kadar geldim hala kendimi tanımaktan mı bahsediyorsun demeyin! Siz ki çok beğenerek aldığınız bir kıyafeti bile artık giymez olmuş insansınız, düşüncelerinizin, fikirlerinizin onları bilinçli olarak yaratmadığınızda uçup gitmesine şaşırmamalısınız.İlk olarak geçin aynanın karşısına ya da açın telefonunuzdan bir selfie çekin ve kendinize “sizi” anlatın. Neler istediğinizi, hedeflerinizi.Hatta bunu kendinize WhatsApp mesajı olarak gönderin, söz uçar emojiler bâkidir unutmayın!

 

2.Aktif adımlar atın!Daily motivation for when your legs feel like giving out. '...Legs. We got this.':

Ama bunu her anlamda yapın. Sağlam kararlar alın hayatınızda, bir sürü boş vaktiniz varken mesela yürüyüşe çıkın, temiz hava alın, güneşin batımını izleyin belki. Ya da beslenme alışkanlıklarınızı değiştirin.21 gün kuralını unutmayın! Yaptığınız şeyi alışkanlık haline getirmek için 21 gün boyunca kendinizi onu devam ettirmeye zorlayın, sonrasına siz bile inanamayacaksınız.

3.Size uygun bir kurs bulun!

Bu başlığı okuyunca “tatilde de ders falan çalışamam” ya da “kursa para mı bayılacağım bir de, yok artık” demiş olabilirsiniz. Ama size iki tavsiyem var: İlki eğer Istanbul’da yaşıyorsanız mutlaka kurslarına göz atın diyebileceğim bir kurum: İSMEK -bkz. İstanbul Meslek Edindirme Kursları- Sosyal Medya Eğitimi’nden, Butik Pastacılığa; Kaligrafiden Tezhip sanatına kadar bir sürü kursları var ve hepsi tamamen ÜCRETSİZ

Coursera: Free online courses from universities all over the world. I'm obsessed with this site and love my classes. I want to take so many more of these.:

İkincisi ise Courserabu internet sitesinde dünyalar kadar kurs bulabilirsiniz. Sertifika da almak isterseniz 19$’dan başlayan fiyatlarla alabilirsiniz ama bana sorarsanız sırf İngilizce’nizi geliştirmek için bile kullandığınızda çok büyük faydasını göreceksiniz.

 

 

                                                                        4.Doğayla buluşun!

Norway, photo by Camilla Storjord:

Gerçek anlamda yani. Bulun bir çayır çimen, atın kendinizi! Ya da koşun gidin Adalar’a, hem vapurda mis gibi temiz hava alın, hem de denizle buluşun. Belki aradığınız huzur oradadır olamaz mı?Bazen şehrin karmaşası bizi kendimizden bile uzaklaştırır, başkalarına nasıl yaklaşır ki insan hem kendinden uzaklaşırsa? Gidin doğayla buluşun, belki de 4 yaşında çamurla oynayan halinize rastlarsınız, bi nebze de olsa huzur dolar içinize.

5. Dürüst olun!

Her şey güzel, süpersiniz, sizden iyisi yok.. diyemeyeceğim maalesef! Kendinize karşı dürüst olun, her şeyi dört dörtlük yapıyorsanız ne ala, ama başkalarına karşı da dürüst olmayı unutmayın. Seviyorsanız eğer, aramayı ertelemeyin mesela. Ya da istemiyorsanız birini yanınızda daha fazla, söyleyin.Yok yere oyalamayın kimseyi yahu! Etme bulma dünyası hem, yaptığınız her iyi şey gibi her kötü şey de döner dolaşır sizi bulur bunu da asla unutmayın!

 

Sevgiyle kalın,

En çok SEVGİYLE!

 

Kaçamak Serisi- Sakarya Akyazı🌿

Genel, Mekan Keşifleri

 Herkese merhaba! Bu aralar Ladies Love Crafts markasıyla fazla haşır neşir olduğum için bu yazıyı biraz geç hazırlamak zorunda kaldım, ama bu bir avantaja dönüştü diyebiliriz çünkü haftasonu planları hafta ortasından yapılmalı!👯

Geçtiğimiz haftasonu gitme imkanı bulduğum Sakarya,Akyazı’yı anlatmaya başlıyoruum🙌🏼

Öncelikle seyahat için Metro Turizm’i seçmek zorundasınız çünkü Kuzuluk Kaplıcalar’a giden başka bir seyahat firması bulunmuyor MAALESEF. 😒Maalesef diyorum çünkü Metro Turizm’le dönüş yaptığımızda otogarda karşılaştığımız rezillikleri anlatıp yazımın gidişatını etkilemek istemiyorum açıkçası✋🏼

Gelelim Sakarya,Akyazı’ya😍

Burası öyle bir doğal güzelliğe sahip ki her yer alabildiğine yeşillik ve otobüsten indiğiniz an o misler misi yeşillik kokusu karşılıyor sizi. Ayrıca buradaki tesislerin kurulduğu yerler de doğanın içinde ve her yerde kuş cıvıltıları var ve  kendinizi doğanın eşsiz kollarına bırakma şansı buluyorsunuz. Tam bir dinlenme mekanı yani!

Biz gece yolculuğu yaptığımız için ilk gün akşam yemeği fırsatı bulamadık ama 2. Gün kahvaltı için Instagram sayfamızda da fotoğrafını paylaştığımız Gülbahçe Alabalık Tesisleri’ne gittik. Bu arada burada bir not geçmek istiyorum. Tesis, vereceğim telefon numarasını (02644378822 veya 05322309958) aradğınızda –eğer Kuzuluk Kaplıca Evleri’nde kalıyorsanız- size bir araç gönderiyor ve olduğunuz yerden sizi alıp tesise götürüyor. Eğer siz de benim gibi otobüsle yolculuk edip, bir de üstüne yanınızda yürüyüş yapamayacak kadar yaşlı birisi varsa tesisin bu hizmetinden faydalanabilirsiniz!🙅🏻


Mekanın özelliklerine güzelliklerine gelince, buradaki çoğu mekanın olduğu gibi burası da doğanın ortasında bir yer, doğanın güzelliğini bozmadan inşaa edilmiş ve müşterisine bu güzellikleri tattırmaya hevesli bir yer yani. Aşağıda eklediğim fotoğraflarda da görebileceğiniz gibi her yerde minik ağaç evler var, eminim burası akşam alabalık  yemek için de gayet güzeldir çünkü ışıklandırmasını gündüz gözüyle bile çok beğendim! 


Kahvaltısına gelinceee:

Siyah Zeytin ,Yeşil Zeytin,Çilek reçeli,Vişne Reçeli,Pekmez,Tereyağı,Kaşar Peyniri,Beyaz Peynir,Bal,Domates-Salatalık tabağı,koca bir demlik çay ve sıcacık köy ekmeği servis edilen serpme kahvaltıya dahil. Mıhlama –ya da muhlama mıydı doğrusu- ve peynirli omlet ise ekstra ödeniyor.

Serpme Kahvaltı


Biz 4 kişilik serpme kahvaltı ve kahvaltı sonrası içtiğimiz türk kahvelerine toplam 116₺ ödedik. Yani adam başı yaklaşık 30₺ gibi bir fiyata denk geliyor ki bu güzellikte bir yer için inanın az bile!😍

Kahvaltıdan sonra kaldığımız muhite geri döndüğümüzde bol bol boş vaktim vardı ve etrafı gezme imkanı buldum. Aslında ATV kiralamak istiyordum –saati 30tl’ydi- ama birden bire bastıran yağmur sebebiyle planlarım lafın tam anlamıyla “suya düştü”

Etrafı gezerken gözleme kokularını takip ederekten Kuzuluk Köylü Pazarı’na ulaştım. Eğer siz de benim gibi organik ürünlere bayılan, verilen emeğe alkış tutan biriyseniz çıldırmanız mümkün! Çünkü her şey organik. Yumurtalar, tereyağları, yapılan gözlemeler, içine konan peynir,ıspanak,patates hepsi köy yapımı. Bütün tezgahlar rengarenk, her yerde meyveler, sebzeler ve gözleme, bazlama pişiren tontiş teyzeler var. Bunların hepsini yazının sonuna eklediğim videoda ve aralara eklediğim fotoğraflarda görebilirsiniz.🤓

Fiyatlar ise şehirde satılan organik ürünlere göre oldukça uygun, çünkü şehire taşınmak için verilen nakliye masrafı ve bir dolu vergi ortadan kalkmış oluyor. Gözlemelerin ortalama fiyatı 3,5₺,bazlamaların tanesi 2₺. Ama sizlere önerebileceğim bir iki tezgah var: 

Mesela bazlama için pazarın hemen girişinde soldaki tezgahı tercih etmenizi tavsiye ederim, çünkü diğer tezgahlarda yapılan bazlamalar soğuduğunda sertleşiyor, ekmekten bir farkı kalmıyor ama söylediğim tezgahtaki bazlamalardan aldık ve İstanbul’a geldiğimizde bile hala pofudik pofudiklerdi!


Ayrıca gözleme içinde ortadaki geniş tezgahın arka sol kısmında yer alan bu tezgahı öneriyorum, b tezgahların çoğunun ismi yok, çünkü hepsi köylü teyzeler tarafından işletiliyor. İsmi olanlar da Ayşe Teyze’nin köy ürünleri, Fatma Teyze’nin Yumurtaları vs gibi isimlerl🙄

Akşam olunca buraya kadar gelmişken alabalık yemeden dönmeyelim dedik ve soluğu Dereağzı Alabalık Tesisleri’nde aldık. Burasıda aynı şekilde bulunduğunuz yeri arayıp söylediğinizde gelip sizi servisle alıp, tesise kadar götürme imkanı sunuyor. Dereağzı, sabah kahvaltı için gittiğimiz Gülbahçe’ye göre daha düzlükte yer alan bir yer, ama kesinlikle daha geniş onu söyleyebilirim.Biz akşam yemeği için Kiremitte Alabalık yemeyi seçtik, tadına bakmadan geri dönmeyelim diye de Kiremitte Kaşarlı Mantar istedik. Servisi oldukça hızlıydı, kiremitte balık deyince en azından bir 10-15 dakika bekleriz diye düşünmüştük, ama yaklaşık 5 dakika içinde yemeklerimiz servis edildi. Şansımıza yağmur bizi burada da yakaladı ama işletme çalışanlarının da yardımıyla masamızı değiştirdik. Mekan fazlasıyla geniş olduğu için çalışanlara sesinizi duyurmak biraz zor olabiliyor ama en azından rahat rahat oturup çayımızı kahvemizi de içme imkanı bulduk.


  

Bana sorarsanız Akyazı’da geçirilecek bir haftasonu –hele bir de arabanız varsa- mutlaka denenmesi gereken bir deneyim, çünkü sadece oturup çay içerken bile tatlı tatlı esen rüzgar ve cıvıl cıvıl içinize işleyen kuş sesleriyle kendinizi şehrin karmaşasından uzakta, huzur dolmuş bir şekilde hissetmeniz mümkün.

Benim anlatacaklarım bu kadar, umarım haftasonu planınız için bir fikir edinmenize sebep olabilmişimdir


 
NOT: Eklediğim videoları beğenirseniz lütfen yorumunuzu bırakın, bakarsınız bir gün karşınıza YouTube kanalımızla çıkarız🙊🎉

 Herkese iyi haftalar, güzel günler!

SEM(Saglikli Ekmek Merkezi) Alsancak🍞

Genel

Bugun sizlere bu siralar cok gundemde olan Ekmekli saglikli yasamak mumkun mu? Sorusunun En besleyici cevabini vermek istiyorum .

Gecen hafta yaptigim Izmir ziyaretimde tamamen tesaduf buldugum bu mukemmel lezzet ve guleryuzlu insanlari sizlere tanitmak istiyorum.

Sem Markasi tamamen dogal urunleri kullanarak biz sekersiz beslenenlere, diyabet hastalarina ve glutensiz beslenenlere ozel ekmekler uretiyorlar. 


Iceriginde Tam Bugday , Cavdar unu gibi doyurucu besinlerin yani sira ki bu markayi farkli kilan ozelligi burada beliriyor.Uzum cekirdegi Unu , Aspir cicegi Unu , Tarcin ve Zerdecal Unu gibi meyve unlarini kullanarak doyurucu ve bir o kadarda lezzetli ekmekler cikariyolar . 


Bu guzel girisim bizlere saglikli yasarken damak zevkimizden ödün vermemiz gerektigini hatirlatiyor.

Fiyatlarida bir o  kadar makul 4-5 Tl arasi degisiyor .

SEM alsancak diyette ekmek yiyebilSEM’lere harika firsat. 

Yakinda internetsatislarina baslayacaklarinide haber vermekten mutluluk duyuyorum✔️ Guvenerek siparis edin afiyetle yiyiin🍞🍞

Kaçamak Serisi- Heybeliada⛵️

Genel, Mekan Keşifleri


İş, okul, staj, kalabalık, sıcak, soğuk, yağmur, çamur derken stres aldı başını yürüdü!💆🏻

Ama haberler iyi, gelin bu haftasonunun planını bugünden yapın ve haftasonu Heybeliada’ya kaçın🙋🏻

Adalar her zaman kaçamak tatiller yapmak için, hatta günübirlik rahatlama sağlamak için ideal yerler olmuştur bize göre🐥 Büyükada ise şu aralar “Arap Akımı” sebebiyle şehir merkezinden farksız, bu yüzden Heybeliada’dan yana kullandık şansımızı ve iyi ki dedik!😍

🔗 Öncelikle daha önce Adalar’a yolculuk yapmamışsanız belirtelim, Ada vapurları Kabataş’tan, Beşiktaş’tan ve Bostancı’dan kalkıyor, ama bize sorarsanız Kabataş en çok seçenek sunan yer çünkü Dentur gibi şirketlerinde motorları var ve 1 saat içinde Heybeliada’ya varma imkanı sunuyorlar. Normal Ada vapuru da geze geze gideyim canım ne olacak diyenler için ideal tabii ki🤓

Heybeliada’da yemek yemek için çok fazla seçeneğiniz var ama biz bugün size hem sağlıklı hem de doyurucu yemekler sunan, adeta bir ev sıcaklığındaki Erguvan Ev Yemekleri’ni anlatmak istiyoruz. Erguvan bir aile işletmesi. Nilgün Hanım, iki oğlu ve bir kızı hep beraber Erguvan’ın sokağını mis gibi yemek kokularıyla sarmayı başarıyorlar.❤️

Ev yemekleri dediysek gerçekten ev yemekleri. Hatta size ufak bir tüyo🤓: 

📌Cuma günleri saat 12.30-13.30 arası orada olmayı başarırsanız “Gün Tabağı” isimli bir spesiyalleri bile var. Hemde içerisinde;

  • Kısır
  • Makarna Salatası
  • Patates Salatası
  • Arpa Şehriye Salatası
  • Sigara Böreği
  • Trileçe (Batuhan Bey elleriyle yapıyor, çıldırırsınız)

Aynı zamanda Köfte Tabağı’da oldukça lezzetli, porsiyonunda 5 adet köftesi, kızarmış biberi, patates kızartması, pilavı, domatesi istediğiniz her şey var ve inanın bize, biber patates hepsi sı ca cık💕😋


Heybeliada’daki evlerin güzelliğini anlatmamıza gerek yok sanırım, fotoğraflarını ekliyorum🏡🌈


Bir de öyle bir yer keşfettik ki manzarası insanı çılgına çeviriyor: 😍Değirmenburnu Restaurant

Yürüyerek gayet rahat çıkabileceğiniz bir tepede, Heybeliada Değirmenburnu Mesire Yeri içerisinde yer alıyor, mesire yerine giriş için 3 veya 5₺ bir şeyler ödemeniz gerekiyor ama tamamen hakkını veren bir manzarası var inanın🙋🏻. Bu fotoğrafları çekerken bile yüklemek için sabırsızlanıyordum, buyrun sizler için paylaşıyorum💃🏼

📌Aynı zamanda Değirmenburnu Restaurant’ta ister rakı ister şarap ister bira ister çayınızı için ama mutlaka yanında “Paçanga Böreği” deneyin, ben böyle bir şey yemedim hayatımda, efsaneydi.++++ Sahibesi olan bayan o kadar tatlı ki sarılmamak için kendinizi zor tutacağınıza eminim🐱

🔗 Mekanların konumları, menüleri,telefon numaraları ile ilgili deraylı bilgi için üstlerine tık🙋🏻

📍 Erguvan Ev Yemekleri

📍 Değirmenburnu Restaurant